Başlangıç, Oluşum, Bilgi, Sorumluluk

1. Başlangıç

İnsanlık niyetle başlamaz.
Yerleştirilmekle başlar.

Seçmediğimiz koşulların içine doğarız. Beden, sınırlar, bağımlılık, güç, zaman. Dil daha sonra gelir. İnanç daha sonra oluşur. Hatta bilinç bile daha sonra şekillenir. Başlangıç, ahlaki anlamda bir masumiyet değildir. Rıza olmadan açığa çıkmaktır.

İşte başlangıç budur.
Girdiğimiz bir nokta değil,
altına yerleştirildiğimiz bir ağırlık.

2. Oluşum

Bu başlangıçtan sonra insanlık, kendine anlattığı gibi ilerlemez. Genellikle ilerleme diye adlandırılan şey, özgürlüğe doğru sakin bir yürüyüş değildir. Bu, dengesizliğe doğru bir oluşumdur. Yetenekler eşit olmayan biçimde gelişir. Bilgi yoğunlaşır. Güç birikir. Sonuçlar dengeden yoksun şekilde yayılır.

İşte oluşum budur.
Teselli veren bir iyileşme değil,
gerçeklik olarak yoğunlaşma.

Ve bu oluşumla birlikte geri döndürülemez bir şey meydana gelir.

İnsan bilir.

3. Bilgi

Bilgi çoğu zaman ışık olarak tanımlanır, fakat gerçekte bir eşik gibi davranır. Ondan önce zarar, cehalete bağlanabilirdi. Ondan sonra bu sığınak çöker. Örüntüler görünür hâle geldiğinde, etkiler anlaşıldığında, sonuçlar öngörülebilir olduğunda, masumiyet için yer kalmaz.

İşte bilgi budur.
Eklenen bir şey değil,
geri alınan bir şeydir.
Cevapların kazanılması değil,
bilmeme ihtimalinin kaybıdır.

Bu noktada sorumluluğun tanıtılmasına gerek yoktur.

Zaten vardır.

4. Sorumluluk

Modern karmaşa burada başlar. Sorumluluk, ahlaki bir seçenek gibi ele alınır; seçilebilecek, tartışılabilecek ya da ertelenebilecek bir şey olarak görülür. Oysa sorumluluk, bilgiden sonra gelen bir etik terfi değildir. Bilginin bizzat yapısal sonucudur.

Bilgi ortaya çıktığında tarafsızlık bir yanılsama olur.
Erteleme bir tutum hâline gelir.
Sessizlik bir hizalanma olur.

İşte sorumluluk budur.
Bir erdem değil.
Bir doğruluk iddiası değil.
Bir durum.

İnsanlık artık bu eşiğin sonrasında yaşamaktadır.

Sistemler neyi dağıttıklarını bilir. Kurumlar neye izin verdiklerini bilir. Toplumlar neyi normalleştirdiklerini bilir. Bireyler neyden faydalandıklarını ve neyi görmezden geldiklerini bilir. Soru artık rehberliğin ya da ortak değerlerin varlığı değildir. Soru, sorumluluğun kaçınılmaz olarak kabul edilip edilmediğidir.

Bugünü tanımlayan şey ahlaki anlaşmazlık değil, bilginin işini çoktan yapmış olmasına rağmen sorumluluğu hâlâ isteğe bağlı gibi ele alma çabasıdır. Dil genişler. Tartışmalar çoğalır. Çerçeveler artar. Bu sırada sorumluluk ertelenir, yönetilir ya da sessizce başkalarına devredilir.

Ama sorumluluk uzlaşma beklemez.

İnanca ihtiyaç duymaz.
Niyete bağlı değildir.
Rahatsız edici olduğu için ortadan kaybolmaz.

Bilginin ulaştığı yerde yerleşir.

İnsanlığın bugün içinde yaşadığı durum budur.
Bir çağrı değil.
Bir uyarı değil.
Bir betimleme.

Bundan sonra ne olması gerektiği bu metnin kararı değildir. Ancak bu sıralama artık geri alınamaz.

Biz başladık.
Biz oluşumdan geçtik.
Biz biliyoruz.

Ve bu yüzden, sorumluluk zaten buradadır.

Bir not eklemek isterseniz, ekleyebilirsiniz.

← Yazılara dön Ana Sayfa